Hit (2960) F-673

Kuranı Okuyup Ben Mealde Şunu Anladım Demenin Hükmü, Sadece Meal İle İbadet Yapanların, Meal İle Yaşayanların Hükmü

İlim Dalı : Fıkıh Konusu : Kur'an,Meal
Soruyu Soran : Cevaplayan : Önder Nar
Cevaplayanın Mezhebi:
Ekleyen : /2005-01-15 Güncelleyen : /0000-00-00

Soru: Kuranı kerimin mealini okuyup mealde şunu anladım ben bunu anlatıyor bu ayetin meali demek doğru mudur? Meal ile ibadet yapanlar meal ile dinini yaşayanlar var bunlar ne yapmaya çalışıyorlar?

 

el Cevab: Kuranın mealinin yapılması fukaha tarafından tartışılmıştır.

1800 lü yıllarla 1900 lü yıllar hatta 1950 lere kadar bu konularda modernistlerle müfessir ve fukaha arasında şiddetli tartışmalar yaşanmıştır.

 

Kuranın Arab Lugatine getirdiği luğavi manası kasd olmayan çok sayıda lafız. Tercüme metinde ifade edilemez. Ahkam ayetleri dil kuralları itibarıyla manalandırmalar, şart ceza, istisna hasr, tahsis, nas, mücmel müfesser, muhkem muteşabih kavramlar ve içerdikleri hükümler tercümeyle ifade edilemezler. Kurandan hüküm çıkarılan ayetlerden kuran luğatı gereklerine göre hüküm çıkarılması iptal olur ve insanlar tercüme denin kurduğu cümleden anladıkları manaya Allah’ın emri demeye başlarlar.

-Bu ve benzer sebeplere nazaran kuran tercümesi caiz değildir. Kuranın tefsiri peygamber tarafından yapılmıştır. Manalandırmada tercümelerde buna dikkat edilemez. Edilirse tercümelikten çıkar edilmezse tefsir dayanması gereken verilere ve uyulması gereken kurallara uyulmadığı için hatalı olur.

-Kuran tercümeleri batıdan etkilenimler sebebiyle ve oryantalistlerin gayretleriyle ortaya çıkmıştır. Bundan kasıt Kuran tefsiri kültüründen batılı anlamda modern yorumlamalara imkan sağlayacak ve İslam anlayışının çağdaşlaşmasını temin edecek bir İslam anlayışının sıradan halk kitlelerinde oluşturulmasıdır.

 

Mealden okunarak anlaşılan din hakkındadır.

 

-Çok sayıda meal den hangisi doğrudur hangisi yanlıştır ayırt etmeyi kimden öğreniyorsanız onu taklit ediyorsunuz demektir.

-Kurallarını bilmemenize göre Arapça karşılıklarının tercüme meal de olduğu gibi olduğuna kesin kanaat getiriyorsanız safsınız demektir. Ya da kendi kendinize yalan söylüyorsunuz demektir.

-Bir hocanın hoca olup olmadığını anlayabilmek için bir ya hüsnü zanna ya da başka bir hocanın tezkiyesine ya da hoca olup onun bildiklerine ihtiyaç vardır.

-Hocaysanız diğer hocaya ihtiyacınız yok demektir. Hüsnü zan sizi taklid sıfatından kurtarmaz. Tanıdığınız bir hoca sözünü dinlediğiniz hocayı site tezkiye etti diye o hocayı dinliyor sanız yine mukallitsiniz demektir.

-Kuranı kerimin mealini okuyarak din öğrenilmez. Öğrenen öğrenilir diyenin mukallidir o kadar.

 

-Heyhat,

Ülkemizde iman ile şirkin ayrımını bilmeyen insanlar, meal yazar, tefsir yapar, fukahanın fetvalarına uyulması sebebiyle Müslümanların hükmetme gücünü kaybettiklerini söylerler.

 

İmam malikin bir sözü vardır, bu ümmetin başı neyle kurtuluşa erdiyse sonunun da kurtuluş reçetesi odur, der...

 

- Bu ümmet nasıl kurtulur konusu İslam nedir, nasıl anlaşılmalıdır, fert ve toplumların bireysel ve toplumsal sorumlulukları nelerdir, sorularının sorulmasını gerektirmektedir.

 

-İslam ümmeti hilafetten önce tanzimatçılar tarafından tard edilen kaliteli ilim adamlarının önlerinden çekilmesi,

-Hilafetin lağv edilmesinden sonra ise kaypak ve İslam değerlerinin çarpıtılması meşhur adamlarla, sisteme uyum sağlayan karektersiz ve fasık din alimlerinin ortaya çıkıp devletle anlaşıp İslami anlayışı dejenere etmesi,

 

-Az sayıda Allah ve Rasulünün ölçülerine bağlı ilim adamının da özellikle devlet ve devlete taviz verenlerin dışlamasıyla rehberlik misyonunu yerine getirememesi ile sağlıklı dini bilgilenmeden mahrum kalmışlardır.

-12 Eylül yönetimi ülkede en büyük dini değer dejeneresini işi kaypak ilim adamlarını kilit görevlere getirerek geçen süreç içerisinde yapmıştır.

-Kendilerini İslamcı ve kurtarıcı gibi görmeye başlayanlar bile dejenere edilen dini bilgilenme usullerinin kurbanıdırlar.