Hit (1821) F-543

Cihadın En Faziletli Amellerden Ve Farizalardan Oluşu, Cihadın Farz Olmasının Belli Başlı Şartları, Nefsi Ve Namusu Muhafaza İçin Olan Cihadda Halifenin Beyatinin Şart Olmaması, Cihad Etmenin Caiz Oluşu,Bir Coğrafyaya Cihad Etmek İçin Gitmenin Hükmü

İlim Dalı : Fıkıh Konusu : Cihad/Şehitlik
Soruyu Soran : Cevaplayan : Önder Nar
Cevaplayanın Mezhebi:
Ekleyen : Fıkıh Dersleri/2009-12-14 Güncelleyen : /0000-00-00

Soru: (Kafamı irdeleyen ve içinden çıkamadığım konulardan biri de cihad konusu. Şu anki cihad merhalesini nasıl değerlendirebiliriz? Mücahidler hakkında neler düşünüyorsunuz? Mücadele etmek için gitmemiz gerekir mi? Kurandaki beyan edilen cihad ayetlerini bugün şartlarıyla nasıl anlayacağız?) Nette böyle bir soru gördüm hocam, benim de içimden geçenleri soruyor sanki, sizinde değerli yorum ve cevaplarınızı merak ediyorum, örneğin şu anda cihad farzı ayn mıdır, farzı kifaye midir? Geçen gün nette okudum, Abdullah Azzam (Allah ondan razı olsun) farzı ayn diyordu ?

el Cevab:  
Cihad en büyük ve faziletli amellerden biridir.İslam Dininin Zirve Ameli Cihaddır. 
İslamda cihad müessesesi en güzel şekilde ancak devlet ve şura heyetinin gözetiminde yapılır.
Devlet ise, devlet başkanı gerektirir doğal olarak. Buna göre sadece imanı olan değil ;imanı olan ,ameli olan, ahlakı olan bir devlet başkanına ihtiyaç tartışmasızdır
Afganistan gibi ülkelerdeki cihad hareketleri ,ilmi yenilenme tamamlanmadan ve İslami müesseseler oluşmadan cihadı erken doğum yaptırmıştır. 
Diğer taraftan Hanbelilerin İslama ve Müslümanlara öncülük etmeleri gerçekten büyük sıkıntıdır. Oturmuş fıkhi yapı ve müesseseleri olmayan bu insanlar cihad adına Müslümanların ilim adamlarının asla onaylamayacakları işleri fütursuzca yapabilmektedirler. 
Abdullah Azzam bir ilim adamından ziyade bir hareket adamıdır. Yaptığı hareket ümmet adına olmaktan çok vatansız Müslümanları derleyip toplayıp ıslah etme ve onları eğitme hareketidir. Hürmet edilecek saygı duyulacak tarafı burasıdır. 
Ama bu gibi hareketlerle İslam ümmetinin uyanması uzak ihtimaldir.Bu gibi hareketlerin İslamın cihad farizasının eda edilmesinin örneği ve lideri olması kabul edilemez bir durumdur. Bu hareketlere kendilerini doğal taraftar gören bazı yetkisiz ve Allah korkusu tam oluşmamış bireylerin dünyada cihad temsilciliğine soyunmaları ve oraya buraya cihada adam göndermelerini de büyük cihadın sağlıksız ve yetkisiz insanların yönetimine girmesi olarak görüyorum. 

Cihad ne laik bir devlette görev alan ve bundan sıkıntı duymayan insanlara sorulmalı ve onların önderliğinde yapılmalıdır. Ne de iyi niyetli olsa da yetersiz ilmi ve teknik altyapıdaki insanların karar vermesiyle yapılmalıdır.
 
Cihadın dindeki yeri zihinlerde netleşmeden cihad ameline girişilemez. Cihad her şeyiyle öğrenildi diye de cihad ameline girişilemez. Sonucunda insan kanı akma durumu olan fiiller, şahısların inisiyatifinde olamaz. 
İnsanın nefsini savunması memleketindeki işgalcileri def etmek için savaşması cihadı bile alimlerin ve Allah’tan korkan, ne yaptıklarını bilen insanlara ihtiyacı vardır.

Günümüzde dinimizi bile sağlıklı anlama ve anlatma sorunu yaşıyoruz. 
Din en yalın ve net olarak yüzyıllardır ulema tarafından kaydedilip nakledilmiştir. Kitap ve sünnet muhafaza edilmiş. Hayatın getirdiği problemler ulema tarafından çözülmüştür. Ama zamanımızın insanı ise dini doğru anlama sorunu yaşamaktadır.

Cumhuriyetin ilk yıllarında yeterlilik sahibi ilim adamları tasfiye edilmiştir.
Osmanlı döneminde zaten tanzimat hareketinden ağır yara alan yeterlilik düzeyi yüksek ilim adamlarının topluma rehberliği olması gereken seviyede değildi. 
Osmanlı dönemi bakiyesi ulemanın özel talebeleri ve o talebelerin huda nabit öğrencileri 30 sene kadar önce neredeyse tamamen ahiret yurduna gittiler. 
30 senedir ülkemizde din Allah için din öğrenmiş ve öğretmeye devam eden orta seviyeli ilmi yeterliliğe sahip olan insanların Müslümanlar üzerindeki etkisi azaldı ya da kalmadı .
Erbakan hocanın  dini görevlere gelebilmek için imam hatip mezuniyeti şartını getirmesiyle iş tamamen imam hatip, kuran kursu ve ilahiyat fakültelerine kaldı. 

Ankara İlahiyat oryantalistlerin din nakilcisi sahabeleri İslam ümmetinin kalbinden çıkarmak için ürettikleri şüpheleri tercüme etmek ve seslendirmek; diğer ilahiyatlar da kişiliksiz bir İslam öğretisi vermek misyonunu deruhte ettiler. 
İlahiyatların müfredat düzenlemesine ve idari kadrolarının İman, İslam ve İhsana ihtiyacı vardır. 
Ülkemizdeki dini konudaki kafa karışıklığı Ankara ve İstanbul ilahiyatların 30 senelik tahribatlarının ürünüdür. 
Kafa karışıklığını giderme cihadı yapılması gerekmektedir öncelikle... Bu da vakit alacaktır.

 

Mülahaza: Hocam dedikleriniz doğru fakat nisa 74-75-75-77 de Allah Teala’nın sanki şu anda Suriye’de yaşanan olayları anlattığını hissediyorum, aman yarabbi, orada çocuklar kesiliyor, kadınlara tecavüz ediliyor, biz buna nasıl seyirci kalabiliriz, muhakkak bir şeyler yapmamız lazım diye düşünüyorum.Bu bebek benim kızımda olabilirdi.Bunu yapanlar hala hayatta, bu benim zoruma gidiyor.

el Cevab:
 el Hac 39-41 ayetlerine bakınca cihada kimler için izin verildiği anlaşılır. 
Elbette kardeşleri için üzülmeyenin iman değerleri içinde yaşamıyor demektir. 
Kanaatimce zulüm bölgelerinde yaşayanlara yardım edebilmeniz oraya gidip ölmenizden daha önemlidir. 
Savaşlar plan yapan komutanların idaresinde kazanılır. Aklına esenin gidip ölmesiyle değil. Buraya sığınan Suriyeli çok sayıda insan var, din kardeşleriniz açlık-sefalet içindeler. Çok sayıda dertleri olan var.Öncelikle Onlara yardım etmenizi tavsiye ederim. 

أُذِنَ لِلَّذِينَ يُقَاتَلُونَ بِأَنَّهُمْ ظُلِمُوا وَإِنَّ اللَّهَ عَلَى نَصْرِهِمْ لَقَدِيرٌ ( 39 ) الَّذِينَ أُخْرِجُوا مِنْ دِيَارِهِمْ بِغَيْرِ حَقٍّ إِلا أَنْ يَقُولُوا رَبُّنَا اللَّهُ وَلَوْلا دَفْعُ اللَّهِ النَّاسَ بَعْضَهُمْ بِبَعْضٍ لَهُدِّمَتْ صَوَامِعُ وَبِيَعٌ وَصَلَوَاتٌ وَمَسَاجِدُ يُذْكَرُ فِيهَا اسْمُ اللَّهِ كَثِيرًا وَلَيَنْصُرَنَّ اللَّهُ مَنْ يَنْصُرُهُ إِنَّ اللَّهَ لَقَوِيٌّ عَزِيزٌ ( 40 ) الَّذِينَ إِنْ مَكَّنَّاهُمْ فِي الأَرْضِ أَقَامُوا الصَّلاةَ وَآتَوُا الزَّكَاةَ وَأَمَرُوا بِالْمَعْرُوفِ وَنَهَوْا عَنِ الْمُنْكَرِ وَلِلَّهِ عَاقِبَةُ الأُمُورِ ( 41