Hit (2597) F-399

Bir Mezhebe Bağlı Olmanın Hükmü, Vehhabilik Mezhebinin Ehli Sünnetten Olup Olmaması Meselesi, Vehhabi Mezhebi Bağlılarının Maturidi Ve Eşarileri Tekfir Etmeleri

İlim Dalı : Fıkıh Konusu : Mezhepler
Soruyu Soran : Cevaplayan : Önder Nar
Cevaplayanın Mezhebi:
Ekleyen : /2021-11-14 Güncelleyen : /0000-00-00

Soru: [Vehhâbî denilen kimseler, Ehl-i sünnet mezhebinde değildir. Mezhebsizdir. Bunlara (Vehhâbî) veyâ (Necdî) denir. Vehhâbîliği ingilizler kurdu. Abdülvehhâb oğlu Muhammed adındaki Necdli soysuz, câhil bir din adamı vâsıtası ile kurdular. Kitâblarında, vehhâbî olmıyan müslimânlara müşrik, kâfir diyorlar. Bunları öldürmek, kadınlarını, kızlarını, mallarını ganîmet olarak almak câizdir yazıyorlar. Bol para vererek, topladıkları mezhebsiz, câhil din adamlarını vehhâbî yaparak, her memleketde açdıkları, (Râbıta-tül’âlem-il-islâmî) ismindeki vehhâbî merkezlerine gönderiyorlar. Bunların islâmiyyete uymayan yazılarını, [Dünyâ islâm âlimleri birliğinin fetvâsı diyerek] bütün islâm memleketlerine yayıyorlar. Her sene, hâcılara parasız dağıtıyorlar. Bu yazılardan birinde, (Kadınların Cum’a namazı kılmaları farzdır) diyor. Kadınları, kızları zor ile Cum’a namazına gönderiyorlar. Kadın, erkek karışık namaz kılıyorlar.

el Cevab:
S-1-Vehhâbî denilen kimseler, Ehl-i sünnet mezhebinde değildir. Mezhebsizdir. Bunlara (Vehhâbî) veyâ (Necdî) denir.
C-1:
Vehhabilik; Muhammed b. Abdilvehhab isimli bir ilim adamına nisbetle anılan Suudi Arabistan’da Suud ailesinin iktidara gelmesiyle ön plana çıkan bir harekettir.
Vehhabiler Allah’ın müteşabih sıfatları konusunda Ehli Sünnet dairesi dışına çıkmışlardır. Tekfir konusunda ve tevhid konusundaki ve iman amel ilişkisi konusundaki anlayışları da esasen Ehli Sünnet iken yaptıkları eklemelerle Ehli Sünnet anlayışının dışına çıkmıştır.
Bidat nitelemesi ve tarifinde de yine uçlara kaymışlardır.
Vehhabilerin okullarında da bizim ilim meclislerimizde de atahavi akaidi okunur ve içeriği ortak inanç değerlerimizi oluşturur.
Mezhepsizlikleri konusu ictihad iddia etmelerinden ve taklid haramdır kanaatine sahip olmalarındandır.
Bu konularda geniş olarak kanaatimi heresiology grubunda yazmıştım. Tekrar etmiyorum.

S-2: Abdülvehhâb oğlu Muhammed adındaki Necdli soysuz, câhil bir din adamı vâsıtası ile kurdular. Kitâblarında, vehhâbî olmıyan Müslümanlara müşrik, kâfir diyorlar. Bunları öldürmek, kadınlarını, kızlarını, mallarını ganîmet olarak almak câizdir yazıyorlar.
C-2:
Soysuz ve cahil bir din adamı nitelemesi yanlış bir eleştiri üslubudur. Bu üslup Müslüman ve Sünniler tarafından kullanılmamalıdır.
Muhammed b. Abdilvehhab çok sayıda uc fikri savunmuş, gayrimüslimler hakkındaki ayetleri Müslümanlar hakkında delil olarak kullanmıştır.
Vehhabi ekolu tevhidi üçe ayırıp rububiyet tevhidi ve esma ve sıfat tevhidi açısından eşarileri ve maturidileri tekfir etmişlerdir. Mutedil olanları ise tekfirden uzak durup tefsik etmişlerdir.
Kendilerinin bazı büyükleriden yakın dönemde eşari ve maturidilerin İslam dairesi dışında oldukları inançlarını dinlemişimdir.
Osmanlı dömeminde Haremeyde mezalimleri ise Mekke ve Medine ehli arasında hala konuşulur.
Ama günümüzdeki temsilcilerinin çoğunluğu daha bir üsluplarına dikkat etmeye başlamışlardır.
Buna göre bu söylemleri bizlerin onları kazanmak için seslendirmemiz daha uygundur.

S-3:(Kadınların Cum’a namazı kılmaları farzdır) diyor. Kadınları, kızları zor ile Cum’a namazına gönderiyorlar. Kadın, erkek karışık namaz kılıyorlar.
C-3:
Bu konular Hanbeli ictihadlarıdır. Anlayışla karşılanılabilecek fıkhi farklılıklar olarak mütalaa edilmelidirler.
Kadın erkek karışık namaz kılınması durumu ancak Haremeyn de oluşuyor.
Zaruret, haciyyat kavramlarının oldukça kolay bir şekilde ameli konulara uyguladıklarından Haremeyn deki düzenleme yapıldığı takdirde önüne geçilebilecek karışıklıklara düzenleme ile uğraşmayıp cevaz veriyorlar.
Ama kadın erkek karışık namaz kılıyorlar ifadesi bilmeyenlerce bizim Türkiye deki solcularının cenaze namazlarında karışık saf tutmalarını çağrıştırıyor. Durum öyle değildir.
Netice itibarıyla vehhabilik hareketi ilk dönemdekinden farklı olarak ehli sünnet ve l cemaat ekolunun zeminine doğru kaymaktadır.
İlmi gelenekleri oturdukça İslam ülkelerinden Suudi Arabistan’a gidip gelen ulema ve fuzala ile iletişim kurdukça daha sağduyulu ve uç fikir ve inançlardan kendilerini arındırma eğiliminde insanlar haline dönüşmektedirler.
Onları tekfir ederek ve İngiliz ajanı nitelemesiyle karalayarak hıvar ve diyalog zemininden uzaklaştırmamak daha uygun olacaktır.