Hit (28) F-1417

Cumhurbaşkanımızın Dini Bir Konuda Serdettiği Yanlış Kanaatleri II

İlim Dalı : Konusu :
Soruyu Soran : Cevaplayan : Önder Nar
Cevaplayanın Mezhebi:
Ekleyen : Sude Nar/2020-07-12 Güncelleyen : Sude Nar/2020-07-12

Cumhurbaşkanının Açıklaması:
(Erdoğan: İslam kıyamete kadar asla değişmeyecektir)
https://www.youtube.com/watch?v=VkOzY7cCeFY&fbclid=IwAR36vqnhiGRm4CT9PXh3gJ-GiI1zcqSY6jwVMIwFIFdGcSZb4Pd0EosptE4 
(..............Ülkemizde pek çok örneğini gördüğümüz bir ifrat tefrit ortamında insanlar kime kulak vereceğini, neye itimat edeceğini elbette şaşırıyorlar. Bu konularda konuşma yetkisi benim değil. Ben Diyanet İşleri Başkanı değilim, ben Cumhurbaşkanıyım ama Cumhurbaşkanı olarak, bir Müslüman olarak, üzerinde sorumluluğu olan bir insan olarak dinime getirilen bu zafiyete de bizim tahammülümüz yok. Burada bildiğimizi, inandığımızı da söylemek zorundayız. Temenni ediyorum ki bu konuyla ilgili Din İşleri Yüksek Kurulumuz, Diyanet İşleri Başkanımız alanı boş bırakmaması lazım. İşte bu tür adamlara bu alan boş kalır da bunlar konuşursa ortaya böyle zaaflar çıkar. İlahiyatçılarımızın muteber alimlerimizin ise ya sesleri çıkmıyor ya da duyulmuyor. Ya da korkuyorlar. Niye korkuyorsun? Bizim itirazımız hatta isyanımız işte bu hadsizlikleredir...
"DİNDE REFORM HADDİMİZE Mİ?"
- Biz dinde reform aramıyoruz. Haddimize mi? Ama önüne gelen böyle çıkıp da kadınlarla ilgili genç yaşlı bunlarla ilgili ileri geri konuşmalarının İslam'a getirdiği lekeyi, gölgeyi görmemezlikten gelemez. ....)


Mülahaza:
Cumhurbaşkanımız kültürlü bir Müslümandır. Ama ilim adamı değildir.
Mecelle kaidesi Şartlara göre hükümlerin değişmesi ve kolaylaştırıp zorlaştırmama ilkesi doğrudur. Bu iki değerin uygulamasını fetva ehliyeti olan ilim adamları yapmalıdır.
 
Zina haramdır. Şartlara göre değişmez mesela, oruç farzdır farziyeti değişmez. Ama içinde bulunduğunuz şartlara göre farz olan orucun tutulması daha sonraki bir zaman tehir edilebilir. Hakkında nas olan hükümler de kolaylaştırma ile ilgili hadisin zikredilmesi yanlıştır.
el meşaggatu teclibut teysir (zorluk durumu kolaylığı celbeder.) Kuralına göre kimse hakkında nas olan bir meseleyi kolaylaştıramaz. Ama zaruretler bazı mahzurlu fiilleri zaruret hali devam ettiği müddetçe mübah kılar)...
 
''İslamın Güncellenmesi gerekir '' lafı modernistlerin lafıdır.
Cumhurbaşkanının sözlerine açıklık getirirken yaptığı ek açıklamalar da hatalıdır. Mecelle kaidelerin bu konuya delil getirmesi uygunsuz ve hatalı bir kullanım olmuştur. Üstelik söylemeye çalıştığı doğru ama ifadeleri ve açıklamaları ilmi açıdan yanlıştır. Nureddin beye de yöneltilen ithamlar da yersizdir. Neden hiç Yaşar Nuri Öztürk vb. insanları bir defa olsun böyle bir üslupla eleştirmedi de Nureddin beye patladı.
''Bu tür adamlar'' a meydan boş bırakılmamalıdır sözü de inciticidir.
 
Hata yaptım özür dilerim demek daha uygun olurdu.
 
Nureddin Yıldız hoca Mekke Ummul Kura Univ. de dünyanın önde gelen ilim adamlarından ders alarak ilim tahsil etmiş birisidir. Söylediği şeyler kırpılarak nakledildiğinde ve nerede söylenildiğine bakılmadan değerlendirildiğinde yadırganıyor.
Cumhurbaşkanımızın da ''İslamın güncellenmesi'' başlığı attığı konuşması ilim adamları arasında yadırganmıştır. Ve kendisi bugün açıklama yapmak durumunda kalmıştır.
Durumdan savcılığın vazife çıkararak bir ilim adamını incitmesi ve araştırmasının neticesini paylaşmasına rağmen ilim adamının kovuşturmaya tabi tutulmasına sebebiyet vermesi inciticidir ve yakışmamıştır...

Hani derler ya alimin zellesi alemin zellesi olur.
Cumhurbaşkanının zellesi alimin zilletine sebep vermemelidir. Devlet görevi kamu görevidir. hepimizin sevdiği bir cumhurbaşkanının ömrünün 35 yılını şeri ilimlerin öğrenilmesine ayırmış bir ilim adamının (HAKSIZ YERE) savcılığa ya da karakola çektirilmesine sebep vermesi Allah'ın rahmetini değil gazabını mucib olur. Halbuki bizler rahmete çok muhtacız.

Hadiszlik nitelemesi konusunda da Nureddin beye bir tarihi olayı hatırlatmak durumunda olacağım.

Ebu Yusuf Abbasi halifesi Ebu Cafer el Mensur’un huzurunda ders yapardı. Halife burada herkes hür şekilde ilmini konuştursun der ve kendisi de fıkhi konularda serbestçe konuşurdu. Ebu Yusuf halifenin laflarını eleştirmeyip durumu idare ederdi. Halifenin isteği üzerine meclise Hasan el Lului de davet edildi. Ama İmamın bir diğer öğrencisi olan Hasan el Lului (biraz doğrucu davud ve saf tarafı olan bir ilim adamıydı.) Halife görüş belirtip zayıf delillerle görüşlerini destekleyerek bir tür ilimcilik oynayınca, Hasan el Lului sert ve keskin bir cedel üslubuyla halifenin görüşlerini çürütmeye başladı. Halife buna bozulmaya başladı.
Rivayet edilir ki, Ebu Yusuf Hasan el Lului’yi bir kenara çekip, ne yapıyorsun Hasan, biraz daha devam edersen kafalarımız gidecek, halifeyi eleştirme dedi. Burası ilim meclisi değil mi, halife herkes serbestçe konuşsun demedi mi, cevabını verince de, burası sultan meclisi, ilim meclisi değil dedi.