Hit (84) F-1409

İş Yerinde Çalışıyor Göstererek Sigortalı Yapmak Kul Hakkına Girer mi

İlim Dalı : Konusu : Emeklilik
Soruyu Soran : Cevaplayan : Önder Nar
Cevaplayanın Mezhebi:
Ekleyen : Sümeyye Abacı/2020-06-21 Güncelleyen : /0000-00-00

Soru: Anne babamızı bir arkadaşımızın işyerinden sigortalı göstermek günah mıdır? Devlet çalışmayan kişilerin çalışmadıkları işyerlerine kendilerini SGK'lı olarak gösterip bu şekilde primini ödemesini yasaklıyor, böyle yapanları ortaya çıkarırsa ceza veriyor. Şimdi bu şekilde emeklilik kul hakkı mı, haram mı yiyor maaş alanlar?

el Cevab: Devletin kurduğu yardım sandıklarına üye olup emekli olmak caizdir.
Maaş almak da caizdir.
Devletin vatandaşına para vermesi yardımda bulunması mübah fiillerdir.
Bazı hocaların sigortalı fiilen çalışıyorsa dini açıdan caiz olur çalışmıyorsa caiz olmaz demeleri delile muhtaçtır. Şöyle ki;
Sigorta ve zorunlu sigorta devlet uygulamasıdır. Dini ilimlerin konusu olması ancak içerdiği işlemler sebebiyledir.
Sigorta şartnameleri ve sigortalanan bireylerin kimlikleri dini düzlemde belirlenmemektedir.
Bir milletvekilinin otomatik sigortalı olması ve ömür boyu yüksek maaş alması dini ölçülere göre bir hak değildir. Bu durumda bu hocalar devlete bu uygulama sebebiyle yaptığı veya uyguladığı yönetmelikler İslama muhalif diyorlar mı? Hayır.
İslamda namaz kıldırmaya ve ibadetlere karşılık para alınması haramdır. Ama bu hocaların bunlara sesi çıkmaz.
Sigorta priminin ödenmesinden sonra işveren ister o elemanı işyerinde çalıştırır ister evinde istirahat ettirir. Onun primi ödemesi yeterlidir.
Toplumun hakkının yenildiği konulara bu konu girmediğinden caiz değildir diyen hocaların fetvaları geçersizdir. Bu durum bu açıdan fetva konusu değildir.
Devlet anne babayı vs yakınları kendi işyerinde çalışıyor gösterilmesine karşı çıkarken mantıksal bir çelişkiye düşmüş olacaktır.
Aynı devlet tarım sigortası uygulamasına izin vermektedir. Netice itibarıyla tarım sigortası yoluyla emeklilik ile bu emeklilik aynıdır. Ama birisi yasak diğeri serbesttir. Kanuni düzenleme olarak bu elbette olabilir. Ama biz dini ilimler açısından bakınca bu konuda kul hakkı yenmesi gibi bir günahta göremiyoruz.
Kanunlara uymak dini vecibedir diyenler olabilir. Ama bu durum da alel itlak değildir.

Mülahaza: Hakkı Ülker
Burada işe almak gibi bir durum yerine meseleyi kılıfına uydurmak yok mu Hocam? Yani anne baba vs. her kimse bu durumda ne işe almak derdinde ne de işe alma niyeti olmadığı için git evinde yat gibi bir istekte bulunmakta.
Bazen de kişiler yakın tanıdık olmuyor ve kendini çalışan olarak kaydettirip primlerini de işverene kendileri ödüyor. Ben bu meseleyi bir türlü anlayamıyorum. Belki devlete prim ödeniyor gözüküyor ama acaba vergi vs. gibi başka zarar verici bir durum mu var ki Devlet prim yattığı halde bunu yasaklıyor. Diğer taraftan hem işveren hem işverene bu durum için başvuran da yalan beyan da bulunuyor.
Bu durum en çok 2008 yılında yaşanmıştı sanırım. 65 yaş sınırı ile ilgili kanun çıkarken birçok kişi çoluk çocuğunu çalışan olarak gösterip bahsedilen yıldan önce SSK’lı olarak kaydedilenlerden olmasını sağlayıp ilerisi için 65 yaş sıkıntısını çekmemeleri için çabalamıştı.

el Cevab: Verilen cevaba kılıfına uydurmak olmuyor mu yorumu yapmışsınız.
Sigorta konusu ve emeklilik konusu ve vatandaşlık hak ve görevleri konuları dini zemini ve medeni zemini farklı konular.
Lütfen yazacaklarımı dikkatle okuyun.

1- Din kulluk hükümlerinin bütünüdür. Allah’tan korkarak ve sadece ondan karşılık bekleyerek yapacağınız fiiller ibadet olur. Hem Allah’ın rızasına uygun hem de dünyevi maslahat ve fayda olan fiiller ibadet değil taat olur. Taatlara karşılık para ve hediye alınabilir ibadetler için para alınmaz.
2- Sigorta ve emeklilik İslami kurumlar değildir. Medeni kurumlardır. Batıdan gelmiştir. Ve son 200 yılda İslam Alimleri tarafından bir çok açıdan meşrulukları tartışılmıştır.
Bu kurumlar dini açıdan haram olan çok sayıda işlem içerir. Haram olan faiz işlemleri, paranın maaşlardan zorla kesilmesi, prim miktarlarının tespitindeki kriterler, emeklilik yaşı, bunun kadın ve erkeklere göre farklılık arzetmesi, çalışırken başa gelen kazalar sebebiyle tazminat talebi ve bunun neticesinde + faiz işletilmesi, ölenin yakınlarına para veya tazminat ödenmesi ve bunun tamamının sigorta da biriken çalışanlardan toplanan anaparadan verilmesi, tazminat verme kriterlerinde Müslümanların din değerlerinin değil medeni değerlerin dikkate alınması başlı başına çok sıkıntılı konulardır.
Bugün sigortaya ülkemizdeki diyanet görevlileri de dahil hepsi evet demektedir. Hiçbir dini mahzur da dikkate alınmamaktadır. Aynı durum emeklilik içeriği ve haklarında da vardır.
Sigorta ve emeklilik kurumları dini değerlere uygun değildir. Medeni değerlere uygundur.
Bu sebeple esasen dini olmadıkları için bu hizmetlerden bütün vatandaşlar prim yatırarak faydalanabilmelidir. Bu eksende de dini açıdan iş sahibi primini ödediğine göre anne babasını ha çalıştırmış ya çalışıyor göstermiş pek de bir önemi yoktur. Medeni hukuk bunu yasaklamışsa ilgili devlet kurumunun vazifesi su istimalleri önlemektir önlesin. Size ne.
3- Medeni değer ve kurum olarak sigorta ve türevleri ile emeklilik ve kurumsal değerleri çok sayıda haram fiili içerirken çok sayıda mantık zaafiyeti ve medeni hukuk açısından boşluk da içermektedir.
Bir işveren işyerinde anne babasını çalışır göstererek onları sigortadan emekli yaparsa bu yalancılık, aldatma, hilekarlık vs. olmaz mı yazmışsınız.
Faizi taksim ederken Hz. Ömer’in adaletini dikkate almak gerekir demek gibi olmuş eleştirileriniz.
Selman Hoca isimli üyemiz de ribal fadl vs olur yalan haramdır hatırlatmalarında bulunmuş.
Elbette Müslüman yalan söylemez. Faiz haramdır. İmamlık ve müezzinlik için para almak kişinin ibadetini ifsad eder. Namazı da ibadeti de sahih olmaz. Ama imam ve müezzinlerin namaz kıldırmak fiili için maaş almadığını söylemek imamların ve müezzinlerin bir bölümü açısından ne kadar doğrudur ki. Bu minareyi çalan kılıfına uydurur sözünün tam olarak nefis bir örneği değil midir? Basbayağı kuyruklu yalandır. Ama yalana haram diyen "Selman Hoca"mız. Çamuru tarafıma atmıştır. Tariiiftir. İroniktir.
4-Ülkemizdeki tüm emeklilik ve sigorta işlemlerinde yalandan daha büyük bir günah olan faiz işlemi mevcuttur. Bazen almak zorunludur. Bazen vermek zorunludur. Bizlerden bu durumda olanlar devlet tarafından mecbur bırakılmaları sebebiyle mazur olurlar. Başka iş bulamama durumunda mazur olurlar. Emeklerinin karşılığını alırken işverenin inisiyatifleri dışında dayattığı haram işler sebebiyle mazur olurlar.
5-Müslümanların görevi inanç amel ve ahlak değerlerine uygun bir hayat sürmeğe çalışmaktır.
6-Bazı Müslümanlar milli devlet, milli din, milli ahlak anlayışına kapıldılar.
Bunda mensup olduğumuz ırka sevgi beslemek ve saygı duymak ekseninde elbette bir sorun yoktur. Ama Allaha kulluk değerlerini yozlaştırarak en iyi İslam Türk İslamıdır ya da Kürt İslamıdır ya da Arab İslamıdır diyerek ek özellikler eklemek ve bundan hareketle dini kavramları milli içerikli kavramlar haline getirmek, haramlar işlenirken ses etmemek, siyasi klik mensubiyetini din kardeşliği ekseninin üzerinde görmeye başlamak islama uygun değildir.
(Dedelerimizin yaptığı gibi milletçe dini değerlerimize uygun yaşamak manasında Türk İslamı veya millet olarak islami değerleri içselleştirmemiz ve o derece ki Türk deyince akla Müslüman gelmesi seviyesinde islama göre yaşayan insanlar olmamız manasında türk islamı başımızın üstünde yeri olan bir anlayıştır. Eleştirim buna değildir.)
Hulasa olarak.
Dini kavramları medeni kanunların hizmetine sokmak manasına gelecek her anlayış millileştirilmiş islam modelinin gereği olur. Yanlıştır. Ulusalcılar 100 yıldır bizlere bunu dayatmaktadır.
Sigorta kanunlarının medeni kanunlar olduğunu akıldan çıkarmayınız. Bu kanunlara dindarlığınız bekçi yapma hatasından uzak durunuz. Dinimizde haram olan her fiilden faiz olsun yalan olsun uzak durunuz. Durmaya çalışınız. Medeni kanunu devlet korumaktadır. Siz bireysel açıdan öncelikle dininizi ve değerlerinizi koruyunuz. Tabi aranızda medeni hukuku korumak görevi olanlarda mutlaka vardır. Onların da bize söyleyecekleri laf yoktur.
Bu grupta islam dini değerleri eksenli doğru yanlış bilgilendirilmesi yapılmaktadır. Medeni haklar açısından din ve vicdan özgürlüğü bizlere Allah’ın verdiği bir haktır. Medeni hukuk ta bu hak sebebiyle bize müdahale etmemelidir.

Mülahaza: Hakkı Ülker
Sizin cevabınıza karşı “kılıfına uydurmak” tabirini kullanmadım. Siz ilminiz dahilinde fetva veriyorsunuz ve bunun değerlendirmesi yine ilim ehlinin işi. Bizim yaptığımız meseleleri anlamaya çalışmak. Allah celle celâluhû nerede olursa olsun razı olmadığı işleri yapmaktan cümlemizi korusun.

el Cevab: İşverenin çalıştırdığı işçinin primini ödemesi ile serbest çalıştırdığı işçinin primini ödemesi arasındaki fark nedir.
Önemli olan SGK sistemi açısından işçinin priminin ödenmesidir. Primi ödenen işçi bu zaman zarfında ne devlete yük olmaktadır ne de işyeri sahibinden maaş almaktadır.
Prim ödeme açısından çalışan işçi ile çalışmayan işçi aynıdır.
Dolayısıyla bu açılardan dini hak ihlali gerçekleşmemektedir. Ben buna bakarak dini açıdan haramın kamuflesi esasen yok dedim. Medeni hukuk açısından sorun varsa devlet bunu engeller, engellesin. Bu benim sorunum değildir. Devlet uygulamaları ve medeni hukuk uygulamaları ilahi değildir, din değildir. Eksiklik olabilir, çelişki olabilir. Dün başörtülü devlet dairesinde çalışılamıyordu bugün başörtülü polislerimiz var. Devletin medeni kanunlarına uyulmadığında bu medeni açıdan suç konusu olur. Dini açıdan suç olmayabilir, aradaki farka işaret ettim sadece.

Faizi taksim ederken Hz. Ömer’in adaletini dikkate almak gerekir... Demek olur, lafı özenle seçilmiştir.
Faiz parasından cami yapılmaz.
Faiz parasıyla sadaka verilmez.
Faiz parasıyla hayır hasenat işleme sevabı kazanılmış olmaz. Bunları bilirsiniz.
Faiz parasıyla ya da hırsızlık ya da fuhuştan elde edilen parayla ya da kumardan hacca gidilmez dediğimizde eee ben gittim aslanlar gibi hac ettim diyen birisine ne dersiniz.
Şöyle dersiniz. Haram da rızıktır. Afiyet olsun Allah haccını kabul etsin mi dersiniz. Yoksa bu ibadet bu haram parayla batıldır mı dersiniz. Hz Ömer’in lafı adalet timsalidir ama islam değerlerinin uygulanmasında islam kriterleri uygulanırsa kullanılır. Faizli işlemde para dağıtımında adil olmak gerekir herkese hakkını vermek gerekir müslüman faiz parasını da adil dağıtır. Hz. Ömer gibi adil olmalıyız denilemeyeceğini söyledim.