Hit (27) F-1408

Eşari, Maturidi Ve Selefilerin Allaha Cihet İsnad Etmek Hakkındaki Görüşleri

İlim Dalı : Fıkıh Konusu :
Soruyu Soran : Cevaplayan : Önder Nar
Cevaplayanın Mezhebi:
Ekleyen : Sümeyye Abacı/2020-06-20 Güncelleyen : /0000-00-00

Soru: Eşari, Maturidi ve Selefilerin Allah’a cihet isnad etmek hakkındaki görüşlerinden hangileri doğrudur, yani itikat etmemiz gereken doğru görüş nedir? (13.Mayıs.2020)

el Cevab: Cihetten yön ya da üst alt sağ sol; kenar vs. gibi manalar akla gelir.
Allah bunların yaratıcısıdır. Bu sıfatlar maddenin ve evrende yer işgal eden kütlesi olan mahlukatın sıfatlarıdır…
Allah varlığında tek olandır. Sıfatlarında da tektir. Sıfatları mahlukatın sıfatlarına içerik itibarıyla benzemez. O hiç bir şeye benzemez hiçbir mahluk ta ona benzemez. Ayette leyse kemislihi şey "Onun benzeri hiçbir var yoktur". (Şura 11) buyurulmuştur.
Bu konuda Eşarileri Maturidiler ve Selefiler Allah’ın noksanlıklardan ve mahlukata benzemekten müzenneh olduğunda ittifak halindedirler.
Bu ittifak İmam Ebu Hanife ve öğrencisi Ebu Yusuf ve öğrencisi İmam Muhammed ve arkadaşlarının sahabeden aldıkları ve naklettikleri itikadi esasların onlardan nakledilmesiyle derlenen toplanan Tahaviye akaidi metninde açıkça vardır. İmam Tahavi 300 h. Lerden sonrasında yaşamış büyük bir muhaddis fakih usulcü ve lügatçidir. Eşari, Maturudi ve Selefilerin İslam ilimlerinde otoriteliğini kabul ettikleri ve ehli sünnet vel cemaatin nirengi noktasıdır. O zikretmişse o itikadi esas ehli sünnete nispet edilir o zikretmemişse böyle bir itikadi asıl yoktur dedikleri bir itikadi eserdir. Eserinde topladığı itikadi esasların aynıları İmam Ebu Hanife’nin 7 itikadi risalesinde ve İmam Muhammedin itikadla alakalı risalesinde ve İmam Şafii’nin Fıkhı Ekber isimli risalesindeki inanç esaslarıyla aynıdır. Hanbelilerin büyük imamlarından İbn Kudame’de aynı itikad üzerinedir.
Bu ittifak noktasından sonra:
- Eşarilerin ve bazı Maturidilerin 350 h. Yılından sonra gelen bazı mensupları Allah’ın hakkındaki konuyla ilgili bazı ayet ve sahih hadisleri ehli sünnet itikadının Allah hakkındaki diğer gereklerine ve arap lugatına uygun olarak açıklama yapmak yorumlamak metodunu uygulayıp bazı manalar vermişlerdir. Bu manalar kelami yorumlar içermektedir.
-Selefiyye ekolü de İbn Teymiyye ye kadar sorun yokken İbn Teymiyyeden sonra bu konuyla alakalı ayet ve hadislerin manalarının bilineceğini iddia etmişlerdir. Ve başta İbn Teymiyye olmak üzere onu takip edenler garip bir metod kullanarak bu sıfatları Allaha nispet etmişler sonra da bu sıfatların Allaha nisbet edilmesinden teşbih ya da tecsim gerekmeyeceğini iddia etmişlerdir.
İbn Teymiyye’nin bu yorumları da selefiyyenin "yeni yetmeleri" bilmese de kelamı izahlardır.
İbn Teymiyye ve son dönem Eşari ve Maturidileri bu sıfatları tevil ve açıklama metodunu kullanmışlar. Eşari ve Maturidiler bu sıfatların Allah’a mahlukat için olan manalarıyla nispet edilmesini reddedip Allaha bu manalarıyla bu sıfatların nispet edilmesini inkar etmişler ama bu inkarlarıyla kuranda ve sahih sünnetteki bu minvaledeki lafızları inkar durumunda olmuşlardır.
İbn Teymiyye de Eşari ve Maturidilerin aksine bu sıfatları manalandırıp kendisinin verdiği bu manaların Allah’ın hakkında geçerli olduğunu iddia etmiş Allah’ın gerçekten eli vardır, gerçekten iki gözü vardır, gerçekten ayağı vardır gibi laflar etmiş ama bu el ayak ve iki gözün Allah’a yakışır şekilde olduğunu bundan tecsim gerekmeyeceğini iddia etmiştir. (Ve bu ifadeleri sebebiyle tecsime düştüğü düşünülerek tekfir edilmiştir)
 
Yani hulasa olarak ehli sünnetin ilk 300 yılında haberi sıfatlar olarak iman edilip bunlarla Allah ne kasdettiyse nasıl Allah’ın ilminde doğruysalar bizde iman ettik ve Allah’ın mahlukata benzemediğine de imanımızı koruyarak bu sıfatlara iman ettik manalarını bilmeyiz. Noktasından Eşariler beşer için akla gelen manalarını Allah hakkında inkâr ederek bu sıfatları Allah’a yakışacağını ümit ettikleri manalara yorarak inkâr etmiş olmuşlar. İbn Teymiyye ve arkadaşları da bu sıfatları manalandırıp beşer için olan manaları Allah’a nispet edip sonra da Allah’a layık olduğu şekliyle ispat ediyoruz gibi ifadelerle tecsim ve teşbih içerikli bir manalandırma yapmışlardır.
Dikkat edilirse Eşariler Allah’ın bu sıfatlarını esasta inkâr etmemektedirler.
Dikkat edilirse İbn Teymiyye Allah’ın bu manalarla bu sıfatları vardır dedikten sonra kafası bulanmış dili sürçmüş bir insan gibi davranmakta bazen Allah’ın cismi yoktur demekte bazen Allah’ın cismi olduğuna dair lehte veya aleyhte bir delil yoktur demekte bazen Allah’ın kendisine uygun bir cismi vardır ama bizim cisimlerimize benzemez demektedir.
Ehli sünnete göre Allah’ın sıfatlarının inkârı küfürdür.
Allah'a cisim izafe etmek küfürdür. Cismi olabilir demek te küfürdür.

Ama gerek Eşarilerin gerekse de İbn Teymiyye’nin Allah’ın sıfatlarını inkâr etmek kastıyla olmadığı ya da Allah’ın sıfatlarının mahlukâtın sıfatlarıyla aynı olmadığını defalarca itiraf etmeleri sebebiyle bu düştükleri sıkıntılı durum sebebiyle haklarında şahıslarına özel küfür hükmü verilmesinden uzak durulması en eslem yoldur.
Allah Tealadan niyazımız bizi dinimizde fitnelendirmemesi İnanç amel ve ahlak değerlerimizde bizleri razı olmayacağı herşeyden muhafaza buyurmasıdır. Amin.